Esin İlmen & U. Oluş Beklemez

    

Karantina

İzmirli olsak da ikimizin de görece olarak yeni taşındığı bir semt olan Karantina ya da eski adıyla Kallithea, ismini denizaşırı ülkelerden gelebilecek salgın hastalıklara karşı 1840 yılında kurulan Karantina İdaresi’nden alıyor. Karantina kelimesi, 40 sayısının İtalyancası olan ‘quaranta’ kelimesinden gelir. O dönem gemiler, kırk gün sahile demirletilip bekletilir, yolcular ise barakalarda kalırdı. 1863’te Karantina İdaresi’nin Urla’ya taşınması, 1937’de de Belediye Meclisi’nin bölgenin adını Mithat Paşa olarak değiştirmesi ile Karantina ismi neredeyse unutuldu, ta ki 2019’da belediye araç trafiğini yer altına alıp bu alanı bir kent meydanına dönüştürene kadar. Bizim projemizin odak noktası da, buraya taşınmadan önce defalarca önünden geçtiğimiz veya sahilinde oturduğumuz bu alanın kent meydanına dönüştürülmesinden sonra mahallelinin hayat pratiklerinin değişimini gözlemlemek oldu.

 

2019 yılında yapımı tamamlanan ve kullanıma açılan Karantina Meydanı, tramvay durağı ve vapur iskelesiyle birlikte bu bölgenin hem bir geçiş hem de bir dinlenme alanı olarak kullanılmasına olanak sağlayacak şekilde tasarlanmış. Meydanın simgesi haline gelen Demokrasi ve Dayanışma Anıtı, sanatçı Günnur Özsoy’a ait. Özsoy heykeli ”tek bir parçadan başlayıp gittikçe sıklaşarak devam eden ve kumsaldaki çakıl taşlarını hatırlatan” bir eser olarak tanımlarken, eserin seçilmesinin ana sebebi olarak omuz omuza duran halkı çağrıştırması gösteriliyor. Meydan düzenlemesinde anıt heykel, kendine has bir tasarımı olan tramvay durağı, süs havuzlarının üstüne yerleştirilmiş devasa metal toplar, üzerlerindeki daire şeklindeki açıklıklar ile gözetleme isteği yaratan gri duvarlar ve manzara yerine bu duvarlara bakan bazı banklarla estetik bir farklılık yaratılmak istendiğini söylemek yanlış olmaz.

Henüz kısa bir süre önce hayatımıza girmiş olsa da, Karantina Meydanı yaz akşamlarında serin bir deniz havası almak isteyenler, spor yapanlar, çocuklarıyla gezintiye çıkan ebeveynler, çimlerde uzanmış gençler, çiçek satan kadınlar, sıcak çay servisi yapan abilerle dolup taşıyor. Bir zamanlar şehrin en uç noktası olan, denizaşırı yerlerden gelip şehre giriş yapmak isteyenlerin salgın hastalıklara karşı önlem nedeniyle kırk gün beklemek zorunda olduğu bu bölge, bugün şehrin merkezinde kalan meydanıyla, herkesi ve her şeyi bir araya getiren, mahallelilerin nefes almak için sığındıkları bir alana dönüşmüş durumda.